Skolyoz

SKOLYOZ NEDİR?

“Skolyoz” terimi ilk olarak Hipokrat tarafından tanımlanmıştır ve “eğrilik” anlamına gelmektedir. Frontal düzlemde aynı hizada olması gereken vertebraların, herhangi bir nedenle dizilimlerinin bozulmasına ve ayakta çekilen direkt röntgenlerde Cobb açısı ile ölçülen 10° ve üzerindeki lateral eğrilikler “skolyoz” olarak tanımlanmaktadır. Ancak skolyoz sadece lateral eğrilik değildir, üç boyutlu bir deformitedir. Vertebralarda frontal düzlem, sagital eksende lateral fleksiyon; transvers düzlem, vertikal eksende rotasyon ve sagital düzlem, transvers eksende de kifo-lordodik değişiklikler meydana gelir (Lenhert-Schroth, 2007; Solberg, 2008; Weiss, Lehnert-Schroth, & Moramarco, 2015).

1.1. NEDEN OLUR?

Skolyoz vertebranın yapısal problemleri, nöromusküler problemler, bacak kısalığı gibi nedenlerle de oluşabilir ancak skolyozun oldukça büyük bir kısmı (>%80) idiopatiktir. Skolyoz multifaktöryal nedenler ile ortaya çıkar, etyolojik çalışmalar idiopatik skolyozun kesin nedenini halen ortaya koyamamaktadır. Skolyoz fizyolojik homeostazinin bozulması sonucu ortaya çıkan bir sendrom olarak kabul edilmektedir (Fadzan & Bettany-Saltikov, 2017; Simony, Carreon, Karen, Kyvik, & Andersen, 2016).

Skolyozun ortaya çıkmasında genetik faktörlerin dışında çevresel faktörlerin de etkili olduğunu düşünülmektedir. Östrojen ve melatonin salgısı, paraspinal kaslardaki fizyolojik değişiklikler, düşük beden kitle indeksi, nöro-osseoz teoriler, osteopeni etyolojide rol oynayan faktörler olarak düşünülmektedir. Beslenme ile ilgili olarak da metil donors, bioaktif polifenols, çinko, selenyum, A vitaminin skolyoz gelişiminde rol oynadığı öne sürülmektedir (Fadzan & Bettany-Saltikov, 2017; Kikanloo, Tarpada, & Cho, 2019; Simony ve ark., 2016).

1.2. SKOLYOZ TEDAVİSİ

Skolyozun konservatif tedavisinde en yaygın kullanılan yöntemlerden birisi egzersiz tedavisidir (Negrini, Antonini, Carabalona & Minozzi, 2003; Rigo, Reiter, & Weiss, 2003; Weiss, Weiss & Petermann, 2003; Weiss, 2011).

Günümüzde dünyada fizyoterapistler tarafından eğriliğin progresyonunun durdurulması, eğrilik açısının azaltılması, kozmetik görünümün iyileştirilmesi, korsenin yan etkilerinden korunulması ve erişkin bireylerde ağrı tedavisi için çeşitli skolyoza özel egzersiz yaklaşımları uygulanmaktadır. SOSORT (International Society on Scoliosis Orthopaedic and Rehabilitation Treatment) tarafından skolyoza özel egzersizler “Skolyoza Özel Fizyoterapi Egzersizleri” olarak tanımlanmaktadır.

Skolyoza Özel Fizyoterapi Egzersizleri; Schroth, Schroth Best Practice, Lyon, Skolyoz için Bilimsel Egzersiz Yaklaşımı (SEAS), Barcelona Skolyoz Fizik Tedavi Okulu (BSPTS), Dobomed, Side Shift, Skolyozun Fonksiyonel Bireysel Tedavisi (FITS) olarak sayılabilir (Berdishevsky ve ark., 2016; Negrini ve ark., 2012).

1.2.1 Skolyoz Tedavisinde Schroth Yöntemi

Schroth egzersizleri dünyada fizyoterapistler tarafından en yaygın olarak kullanılan skolyoza özel egzersizlerdir. Skolyoza özel üç boyutlu egzersiz yöntemi olan Schroth tedavisi 1900‟lü yılların başında Almanya‟da Katharina Schroth tarafından geliştirilmiştir.


Bu yöntemin temel amacı postüral düzeltmeyi gövde kaslarıyla, dinamik pasif kuvvetlerle (fizyoterapistin el yardımı ya da dinamik sistemler) ve statik kuvvetlerle (pirinç torbaları kullanarak pasif düzeltme sağlanması) sürdürebilmesini sağlamaktır.

Schroth Egzersizlerine Örnekler:

1. Yan yatış pozisyonunda kas silindiri ve omuz kuşağı karşı-traksiyonu: Bu egzersiz ile torakal eğrinin ve lumbar eğrinin defleksiyonu elde edilir.

2. İki sopa egzersizi: Bu egzersiz omuz kuşağının karşı-traksiyonu ile ayakta durma pozisyonundaki temel düzeltmeleri hedeflemektedir. Egzersizin diğer komponentleri, aksiyal elongasyon ve rotasyonel solunumdur.

3. Asılma: Tüm temel düzeltmeler yapıldıktan sonra ekspirasyon sırasında abdominal kasların aktivasyonu ile göğüs kafesi derotasyonu ve torakal omurga fleksiyonu ve elongasyonu sağlanır. Sagital plan değişikliklerine göre uygulanmalı ya da modifiye edilmelidir.

2. Skolyoz Tipleri Nelerdir?

Skolyoz tipleri, skolyoz diğer adıyla omurga eğriliği omurganın sağa ve sola eğilmesi anlamına gelir. Omurganın sağa sola eğilmesi dışında omurgada dönme oluşabilir. Skolyozun bir çok türü vardır. Normal bir omurgaya sahip olan insanlarda arkadan bakıldığında düz bir omurgaya sahip olurlar. Fakat skolyoz olan hastalarda yandan bakıldığında eğrilik nedeni ile kamburluk meydana gelir. Kişinin görüntüsü ve yürüyüş tarzında değişkenlik gösterir.

Skolyoz nedene bağlı olarak kabaca idiopatik, nöromusküler ve konjenital skolyoz olmak üzere üç sınıfa ayrılabilir.

İdiopatik skolyoz: En sık görülen skolyoz türü; sebebi tam olarak aydınlatılamayan „idiopatik‟ skolyozdur. Omurgada yana doğru eğilme „S‟ veya „C‟ şekilli olabilir. Yana doğru eğilme dışında omurların kendi etraflarında dönmesi, en hafif formlar dahil olmak üzere tüm idiopatik skolyozlarda görülür. Omurlardaki bu dönme sırtta veya belde asimetrik çıkıntılar oluşmasına sebep olur.

Nöromusküler skolyoz: İkinci en sık görülen skolyoz tipi nöromusküler skolyozdur. Nedenleri arasında kas veya sinir hastalıkları yer alır. Sinir hastalıkları beyin ve omurilik kaynaklı olabilir. Kas hastalıkları ise çocukluk çağında ya da daha sonraki dönemlerde skolyoza neden olabilir. Bu hastalarda solunum sıkıntısı ve duyu kusurlarına daha sık rastlanır. Epileptik nöbetler gibi nedenlerle tedavi sürecinde skolyoz korsesi kullanılamayabilir. Skolyozun bu türünde ameliyat daha küçük yaşlarda tercih edilebilir ve füzyon tedavisi uygulanabilir.

Konjenital skolyoz: Konjenital skolyoz, anne karnındaki çocuğun gelişimi sırasında ortaya çıkan omurga anomalilerine bağlı görülebilen skolyoz türüdür. Konjenital skolyoz sıklıkla ilk yıllarda hızlı bir ilerleme gösterir. Bu sebeple erken dönemlerde ortaya çıkan konjenital skolyozun tedavi süreci küçük yaşlarda cerrahi müdahale gerektirebilir.

3. Skolyoz dereceleri

 Hafif düzeyde eğrilik: 20 dereceden az olan eğriliklerdir. 10 derece altındaki eğrilikler spinal asimetri olarak adlandırılır. Eğriliğin skolyoz olarak tanımlanması için 10 derecenin üstünde olması gerekir. Hafif eğriliklerde tedavi gereksinimi yoktur; fakat ilerleme olup olmadığını tespit etmek için belirli aralıklarla takip gerektirir.

 Orta derecede eğrilik: Skolyoz derecesi 20 ile 40 derece arasındadır. Genellikle ergenlik döneminde tespit edilir. Tedavide korse ve fizik tedavi uygulamaları yapılır.

 Şiddetli eğrilik: Omurgadaki eğrilik 40 derecenin üzerindedir. Şiddetli eğrilikler akciğerleri etkileyerek ciddi şikâyetlere neden olabilir. Bu grup eğriliklerde cerrahi tedavi gerekir.

4. Skolyoz İçin Pilates

Skolyoz İçin Pilates, Skolyoz omurların vücudumuzda doğru konumlamaması ve boyuna doğru olan veya bel bölgesine doğru olan omurun yana doğru eğilmesi sonucu asimetrik bir duruş bozukluğuna neden olan bir hastalıktır. Skolyoz hastalığına genetik yatkınlığı olan, doğuştan omurga eğriliği olan ve bu nedenle skolyoz hastalığına yakalanan kişilerde oluştuğu gibi, sonradan kaza nedeni ile darbe alan omurlardan veya bir baskı sonucu oluşan travmaya bağlı olarak meydana gelebilir. Özellikle gelişme çağında olan çocuklarda daha sıklık karşımıza çıkan skolyoz için pilates oldukça etkili ve tedavi sürecinde oldukça olumlu sonuçlar verir.


5.SKOLYOZ HASTALARI GÜNLÜK HAYATTA NELERE DİKKAT ETMELİDİR?

Skolyoz hastalarının, bel ve sırt duruşlarını düzeltmeleri, kambur ve öne doğru durmamaları gerekmektedir. Yanlış bilinen bilgiler arasında ağır çanta taşımak veya ağırlık kaldırmak skolyoza neden olmamaktadır. Sırt kaslarının çocukluktan yanlış gelişimi ve yanlış duruş nedenlerinden kaynaklanan ergenlik döneminde belirlemeye başlayan skolyoz tedavisi için fizik tedavinin erken dönemde uygulanmaya başlaması önemlidir.

Başı öne eğerek cep telefonu veya tablete uzun süre bakmak herhangi bir sorunu olmayan kişilerde bile boyun, omuz ve sırt ağrılarına yol açabilir. Baş önde duruş şekli boyun ve sırt omurlarının maruz kaldığı stresi arttırabilir. Skolyozlu kişilerin omurgaya dengesiz yüklenmemesi gerekir.

Her sıçrama ve adımda omurganın sürekli sıkışma kuvvetine maruz kalması skolyozlu kişilerde sorun olabilir. Bu nedenle uzun mesafe koşusu uygun bir spor olarak kabul edilmez. At binmek ve trambolinde zıplamak da aynı mantıkla kaçınılması gereken aktivitelerdir.

28 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör