Egzersiz ve kilo kaybı

Düzenli yaptığınız egzersizin kalitesini vücutta oksijenli bir ortam yaratarak artırabilirsiniz. Bu sayede verdiğiniz kilodan çok daha ince görünme şansına sahip olabilirsiniz. Egzersiz yaparken ter ile beraber dışarı atılan minareller ve sıvıları yerine koyarsak, bedenimizin yapılan egzersize olan direnci daha uzun sure devam edecektir. Buda demek oluyor ki, egzersiz süresince her 20 dakika da bir 250 ml. su içmek de egzersizi daha uzun süre yapabilmenizi sağlayacaktır. Hızlı kilo verebilmek için bir adet ara öğünün (öğle ve akşam yemeği arası) en sağlıklı alternatif olduğunu da unutmamanızı tavsiye ederim.

Kaslar yağların kapladığı alanın yarısı kadar bir alanda ve yağların 2 katı kadar ağırlığa sahiptirler. Kaslar çalıştığında yağ yakımını yüksek oranda tetiklerler, yağlara oranla küçüktürler ve asla yağlar gibi çirkin topaklar halinde vücudunuzda asılı durmazlar. Aksine, vücudumuza dış görünümünü veren, yüksek oranda kaslarımızdır. Kaslarımız çalıştıkları süre boyunca vücuttan çok yüksek miktarda enerji çekerler. Çünkü kasların kendilerini yenilemesi ve yapım aşamalarını sürdürebilmeleri için enerjiye özellikle de protein ve amino asidlere ihtiyaçları vardır. Daha sonra da değineceğim gibi, vücudumuz enerji sistemi olarak ilk karbonhidratları ve lipidleri (yağları) kullanır. Protein kaslarımızı onarmak ve beslemek amaçlı sindirilir ve sentezlenir.

Sıkça beslenmek bazı hormonları özellikle tokluk sağlayıcı hormonlar olan leptini ve ketojenleri baskılar ve vücut insülin dengesinde sıra dışı bir dengesizlik yaratarak yemek yeme (açlık) dürtüsünü açığa çıkarır. Hızlı kilo kaybı için dengeli diyetin öğün sayısı üç ila dört’tür. Üç ana öğün ve bir ara öğün tüketen bireylerde yağ yakımının daha üst seviyelerde gerçekleştiği gözlemlenmiştir. Eğer öğün aralarını da en az 3 saat, en fazla 6 saat zaman diliminde tutmaya özen gösterirseniz metabolizmanız düzenlenir ve vücut enerji dengesini kurarak kilo kaybını hızlandırır. Sağlıklı beslenmenin çok önemli bir diğer öğeside su’dur. Su içmemizin amacı vücut su dengesini korumak ve vücudunuzun çalışması için gerekli olan ortamın devamlılığını sağlamaktır. Günde 8 su bardağı su içmemiz genellikle yeterli olucaktır. Ancak kilo vermek değil, yağ yakışını artırmak istiyorsak en az 13 su bardağı kadar içmeliyiz. Kalorisi olmadığından ve aynı zamanda tokluk hissi verdiğinden, su altın besin kaynaklarının başında gelir. Kaslarımızı besler, sindirim sistemini rahatlatır ve daha verimli çalıştırır, metabolizma’nın sağlıklı bir şekilde işlemesinde büyük önem taşır.

Yağ yakımı için dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise, nabzımızın yağ yakım aralığında olmasıdır. Hedef kalp atış hızınızı belirlemek için temel formül, yaşınızı 220’den çıkarmak ve bu sayının yüzde 60 ila 80’ini hesaplamaktır. Genellikle bu oran 120 ila 140 dk/vuruş şeklinde ifade edilebilir. Bu nabız aralığında yapılan egzersizlerde 15 dakika sonrasında vücut yağ yakımını hızlandırır. Isınma ve esneme için geçen süre buna dahil edilmemelidir. Isınmamızı yapıp gerekli esnemelerimizi tamamladıktan sonra nabzımızı yüksek tempoda tutarak yapacağımız 15 dakikalık esneme sonrasında vücut artık karbonhidratlardan sağlanmış olan glikojeni kullanmayı bırakarak, bir nevi glikojeni daha ağır çalışmalar için depo yaparak, yağlarımızı kullanmaya başlamaktadır. Ortalama olarak çalışmaya başladıktan 5 dakika sonra yağ yakımı ile karbonhidratların yakımı aynı seviyeye gelmişken bu süre sonrasında karbonhidrat kullanımı azalmakla beraber yağ yakımı artmaya başlamaktadır. 15. dakikadan sonra artık vücut glikojeni rezerv olarak saklamakta ve yağlarımızı kullanmaya başlamaktadır. Bunun en büyük sebebi beynin kendi enerji ihtiyacını karbonhidratlardan sağlamasıdır.

Sürekli diyet yapan, kilosunu kontrol etmeye çalışan ancak tam aksine sürekli kilo aldığına inanan kişiler aslında metabolizma hızlarının yavaş olduğunun farkında değildir. Herkesin metabolizması farklıdır. Burada metabolizma hızını belirleyen faktörler arasında; yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, vücut cüssesi ve kompozisyonu, hormonlar, hastalıklar, menopoz, kullanılan çeşitli ilaçlar, diyet ve fiziksel aktivite büyük rol oynamaktadır. Kişi metabolizmasına uygun beslenirse; kas ve su yerine yağ kaybeder, ideal kilosunu kavuşur, vücut fonksiyonlarının daha da iyi olmasını sağlar.

İnce bir bele sahip olmak için karın bölgemizin daha çok çalıştırılması hususu doğru değildir. Vücudumuz yağı tüm vücudumuzdan yakar ve bel bölgesi yağların en son yakıldığı bölgedir. Karın bölgemize spor olarak yüklenmek bu bölgedeki kasları sıkılaştırıp toparlayacağından dolayı daha ince belli bir görünüm sağlayabilir. Bel bölgemizi inceltmenin yolu doğru bir beslenme bunun yanında aletli pilates hareketleri, ağırlık çalışmaları ve tüm vücut kaslarını çalıştırıp metabolizmayı hızlandıracak fonksiyonel hareketleri uygulamaktan geçer. Bu durumda kasların yağları yakma kapasiteleri olduğundan dolayı, yağ seviyemizi azaltmamıza yardımcı olacaklardır. Ancak bel bölgesindeki yağları hızlı bir şekilde yok edecek sihirli bir değnek henüz icat edilmemiştir. Dolayısıyla bu bölge için kendimize bir miktar zaman ayırmamız gerekmektedir. Bel bölgemizi düşünmeden düzenli bir şekilde sporumuzu yapıp beslenmemize dikkat ettiğimiz takdirde, karın ve belimizdeki yağlar zaman içerisinde kendiliğinden eriyecektir.

Sonuç olarak sağlıklı beslenme ve egzersiz kesinlikle ama kesinlikle her bireyin kendisi için yapabileceği en öncelikli zorunluluğu olmalıdır. Sonrasında eski ve bize bir faydası olmayan alışkanlıklarımızın yerlerine, bizleri daha sağlıklı ve bilinçli olmaya yönlendirecek her türlü alışkanlığı kendimize kazanmaya çalışmalıyız. Konudan’da amnlaşıldığı gibi, egzersiz yapmak, her ne kadar sağlığımız üzerinde büyük ölçüde artılar sağlasa da, tek başına kilo verdirmez. Yapmamız gereken yediklerimizi içtiklerinizi azaltmak, daha aktif bir yaşam tarzına geçiş yapmak, düzenli ve doğru beslenmek ve egzersizi hayatımızın bir rütini haline getirmek olmalıdır.

25 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

SKOLYOZ NEDİR? “Skolyoz” terimi ilk olarak Hipokrat tarafından tanımlanmıştır ve “eğrilik” anlamına gelmektedir. Frontal düzlemde aynı hizada olması gereken vertebraların, herhangi bir nedenle dizilim